Josef Stalin Kimdir, Stalin’in Hayatı ve Ölümü

Josef Stalin Kimdir, Stalin'in Hayatı ve Ölümü
Josef Stalin Kimdir, Stalin'in Hayatı ve Ölümü

Josef Stalin kimdir? Gerçek adı İoseb (Yusef) Vissarionovich Cugaşvili. 18 Aralık 1879’da Gürcistan’ın Gori kasabasında dünyaya gelmiştir. Stalin, kunduracılık yapan Besarion Jughashvili isimli babası ve çamaşırcılık yapan, dindar bir kişiliğe sahip olan Ketevan Geladze isimli annesi ile fakir bir çocukluk hayatı sürmüştür. Stalin kimdir sorusunu daha detaylı olarak ele alacak olursak:

Josef Stalin Kimdir

İki kardeşi de bebekken ölen ve evin tek evladı olan Stalin’in çocukluk yılları sıkıntılar içerisinde geçmiş, alkolik olan babası tarafından sürekli şiddete maruz kalmıştır. 7 yaşında yakalandığı çiçek hastalığı, yüzünde girintili çıkıntılı izler bırakmıştır. 12 yaşında geçirdiği at arabası kazasında sol kolu kalıcı şekilde hasar görmüştür.

Genel olarak Ortadoks Kilisesi’nin etkisinde olan Gürcistan’da dini ağırlıklı bir eğitim sisteminin varlığı ve dindar olan annenin etkisiyle Stalin, 9 yaşında Gori Klisesi okuluna kaydolmuştur. Rusça dilinde verilen dini eğitime devam eden Stalin’in ana dili Gürcüce olduğu için bu konuda zorlansa da altı yıl sonra bu okludan mezun olmuştur.

Gençlik Dönemi ve Çalışmaları

Stalin, kilise eğitimden sonra 1894 te Tiflis Teoloji Seminer’de burs kazanmıştır. 5 yıl boyunca bir sessizlik dönemi geçirmiştir. Burada başarılı olmasına rağmen 1899 yılında okuldan ayrılmıştır. Aynı zamanda isyankâr bir kişiliğe sahip olan Stalin, ilk gençlik yıllarında Marksizm ile alakadar olmuştur. Bunun yanında, Lenin’in eserlerinden etkilenerek 1901 yılında Rusya Sosyalist Demokrat İşçi Partisi’ne (bknz: Sosyal Demokrat Nedir) üye olarak devrimci kimliğini kazanmış ve örgüt içerisinde aktif görevler üslenmiştir.

Stalin’in ilk tutuklanma nedeni devlete olan vergi borcunu ödeyememek olmuştur. 1902 yılında tutuklanıp hapse girmiş, oradan da sürgün yeri olan Sibirya’ya gönderilmiştir. 1904 senesinde Sibirya’dan kaçarak Tiflis’e tekrar dönen Stalin Bolşeviklerle Menşevikler arasındaki çatışmada Lenin’in fikirlerini benimsemiştir. Aynı dönem, Ermeni ve Yahudi hareketlerinin önüne geçmek için Stalin önderliğinde önemli bir girişim yapılır ve güçlü bir gösteri düzenlenir.

Ancak, 1905 yılında yapılan ihtilâl başarısızlıkla sonuçlanmıştır. Bu olaydan sonra Lenin tarafından Bakü Bolşevik liderliğine getirilmiştir. Ancak, artık karanlık bir dönem başlamıştır. Olayların hemen sonrasında Stockholm kongresi toplanmıştır. Stalin, Bolşevik olarak Gürcistan adına katılan tek delege olmuştur. Böylelikle Lenin ile tanışma ve beraber mücadele çalışmalarında bulunma fırsatı doğmuş olacaktır. Komünistler Duma seçimlerinde 6 milletvekili çıkartmayı başarırlar, fakat bunlardan ikisi ajandır ve Stalin’i ihbar etmişlerdir. Böylelikle önceki tutuklamaları aratacak bir tutsaklık yılları başlamıştır. Bu dönemde Stalin, Sibirya’nın en ücra köşesi olan Turnhansk’da 4 tutsaklık yılı geçirmiştir.

Stalin’in 1917 ihtilâlinde hiçbir rolü olmamıştır. Fakat daha sonra bulunduğu dönemi iyi analiz eden Stalin, Lenin ile birlikte muhteşem bir çalışma sergileyecektir. 1917 ile 20 arasında Stalin’in çok yoğun olarak çalıştığı dönemler olmuştur.

Komünist Parti Liderliği ve Gelişen Olaylar

Şubat 1917’de Rus Devrimi ile beraber Mart ayında Rus Çar’ı, tahttan feragat etmiş ve ev hapsinde tutulmuştur. Bu dönemde devrimciler, iktidarın yumuşak bir geçiş dönemi yapabileceğine inanarak geçici hükümeti desteklemişlerdir. Değişen Sovyet hükümeti, devrimden sonra, 1922’de Stalin, Komünist Parti genel sekreteri tarafından yeni oluşturulan ofise atanmıştır. O dönem için önemli bir görev olmamasına rağmen, Stalin’e bütün parti üyesi atamalarını kontrol etmesini sağlamış ve böylece merkezi komuta üyelerinin neredeyse tamamı kendine bağlı üyelerden oluşmuştur.

Lenin açısından Stalin’in ne yaptığını anlayana kadar kontrol artık elden çıkmıştır. Lenin’in ölümünden sonra, 1924’te Stalin, eski parti liderliğini yok etmeye ve toplam kontrolü ele geçirmeye başlamıştır. İlk başta, bürokratik kargaşa ve suçlamalarla halkı iktidardan çıkarmıştır. Birçoğu, Avrupa’ya ve Amerika’ya sürgüne gönderilmiştir. Bununla birlikte, çok fazla paranoya oluşturulmuş ve Stalin çok geçmeden, gece boyunca tutuklanan ve muhteşem gösteri denemelerinin önüne geçen geniş bir terör saltanatı gerçekleştirilmiştir. Potansiyel rakipler, “halkın düşmanları” olmaktan suçlu bulunan ve özet olarak yürütülen kapitalist milletlerle beraber olmakla suçlanmışlardır. Tasfiyeler sonunda, parti elitinin ötesinde karşı-devrimci faaliyetlerden şüphelenilen yerel yetkililere kadar genişlemiştir.

stalin kimdir
stalin kimdir

1920’lerin sonunda ve 1930’ların başında Stalin köylülere daha önce verilen araziyi ele geçirmek ve kollektif çiftlikler düzenleyerek Bolşevik tarım politikasını tersine çevirmiştir. Bu, köylüleri, monarşi sırasında olduğu gibi köle olarak geri çevirmiştir. Stalin, kolektivizmin gıda üretimini hızlandıracağına inanmıştır, ancak köylüler topraklarını kaybetmeye ve devlet için çalışmayı reddettmişlerdir. Milyonlarca insan, zorla çalıştırmada öldürülmüş ya da takip eden kıtlık sırasında aç bırakılmıştır. Stalin, başlangıçta büyük başarılar elde eden hızlı sanayileşme hareketine başlamıştır, ancak zaman içinde milyonlarca can almış ve çevre için çok büyük zararlar verdirmiştir. Milyonlarca insan Gulag’ın çalışma kamplarına sürülmüş veya infaz edilmiştir.

1939’da savaş rüzgârları Avrupa’da eserken, Stalin, Adolph Hitler ve Nazi Almanya’sı ile bir anlaşma imzalayarak görünüşte parlak bir hamle yapmıştır. Stalin, Hitler’in dürüstlüğüne ikna olmuş ve askeri komutanlarından Almanya’nın doğu cephesinde orduları seferber ettiği yönünde uyarıları görmezden gelmiştir. Naziler blitzkrieg taktiği ile Haziran 1941’de Rus ordusunu vurduğu zaman, ordu tamamen hazırlıksız yakalanmış ve büyük kayıplar vermiştir. Stalin Hitler’in ihanetinden çok rahatsız olmuştur. Stalin gücü yeniden ele geçirdiğinde, Alman orduları bütün Ukrayna ve Belarus’u işgal etmiş ve topçular Leningrad’ı kuşatmıştır.

Stalin, Sovyetler Birliği’nin başlangıcından itibaren Batı’dan şüphelenmiştir. Sovyetler Birliği savaşa girdiğinden beri, Müttefiklerin Almanya’ya karşı ikinci bir cephe açmasını hep talep etmiştir. Hem İngiliz Başbakanı Winston Churchill ve ABD Başkanı Franklin D. Roosevelt böyle bir eylemin ağır kayıplarla sonuçlanacağını savunmuşlardır.

Savaş Müttefikler’in lehine dönerken, Başkan Roosevelt ve Başbakan Churchill savaş sonrası düzenlemeleri tartışmak için Joseph Stalin ile bir araya gelmiştir. Bu toplantılardan birincisinde, 1943’ün sonunda İran’daki Tahran’da, Stalingrad’daki son zafer Stalin’i sağlam bir pazarlık konumuna getirmiştir. Müttefiklerin, 1944 baharında kabul ettikleri Almanya’ya karşı ikinci bir cephe açmalarını talep etmiştir. Şubat 1945’te üç lider, Kırım’daki Yalta’da yeniden bir araya gelmiştir. Sovyet birliklerinin Doğu Avrupa’daki ülkeleri kurtarmasıyla birlikte Stalin yine güçlü bir konum kazanmıştır ve hükümetini yeniden örgütleme konusunda rahat bir pazarlık yapmıştır. Ayrıca Almanya yenildikten sonra Japonya’ya karşı savaşa girmeyi kabul etmiştir.

Durum, 1945 Temmuz’unda Potsdam Konferansı’nda değişmiştir. Roosevelt, Nisan ayında ölmüş ve yerini Cumhurbaşkanı Harry S. Truman almıştır. İngiliz parlamento seçimleri Başbakan Churchill’in yerine, İngiltere’nin baş müzakerecisi olarak Clement Attlee almıştır. Bu zaman kadar İngiliz ve Amerikalılar Stalin’in niyetlerinden şüphe etmişler ve savaş sonrası Japonya’da Sovyet katılımını önlemek istemişlerdir. 1945 Ağustos’unda iki atom bombasının düşmesi, Sovyetlerin seferberliğinden önce Japonya’nın teslimiyetiyle sonuçlanmıştır.

Müttefiklerin Sovyetler Birliği’ne karşı düşmanlıklarına inanan Stalin, Batı’dan bir istila tehdidine karşı sürekli şüphe içerisinde olmuştur. 1945-1948 arasında Batı Avrupa ve “Ana Rusya” arasında geniş bir “tampon bölge” oluşturarak birçok Doğu Avrupa ülkesinde Komünist rejimleri kurdurmuştur. Batılı güçler, bu eylemleri Stalin’in Avrupa’yı Komünist kontrol altına alma arzusunun bir kanıtı olarak yorumlamış ve böylece Sovyet etkisine karşı Kuzey Atlantik Antlaşması Örgütü’nü kurmuşlardır. 1948’de Stalin, şehrin tüm kontrolünü ele geçirme ümidiyle Almanya’nın Berlin kentine ekonomik bir ablukaya başlamıştır. Müttefikler, kenti besleyen ve sonunda Stalin’i geri çekmeye zorlayan muazzam bir hava yolu inşa etmişlerdir.

Stalin, Kuzey Kore Komünist lideri Kim Sung’u, Birleşik Devletler’in müdahale etmeyeceği inancıyla Güney Kore’yi işgal etmesine teşvik ettikten sonra başka bir dış politika yenilgisine daha maruz kalmıştır.

Stalin’in Kişiliği

Josef Stalin kimdir? Her zaman yükselen bir karakter sergilemesine rağmen kişiliği son derece tartışmalı olmuş ve bir sır olarak kalmıştır. Stalin katı, acımasız ve bazı önemli durumlarda da oldukça tutucu bir adam olmuştur. Politik hayatta temkinli ve yavaş hareket etme eğiliminde olmuştur. Ancak Stalin zaman zaman zeki bir konuşmacı ve şiddetli bir tartışmacı izlenimi de sergilemiştir. Sınırsız bir enerjiye ve ayrıntılı bilgiyi özümseme kabiliyetine sahip olduğu görünümü vermiştir.

Stalin’in özel hayatı hakkında, her zaman yalnız bir adam olduğu gerçeğinin ötesinde çok az şey bilinmektedir. İlk karısı Ekaterina Svanidze adlı bir Gürcü kızı olup, akciğerlere ve kemiklere saldıran korkunç bir hastalık olan tüberkülozdan ölmüştür. İkinci karısı Nadezhda Alleluyeva, Stalin’in partinin diktatörlük egemenliği üzerine, 1932’de kendini öldürmüştür. İlk evliliğinden olan Jacob, II. Dünya Savaşı sırasında Almanların eline geçmiş ve öldürülmüştür.

Stalin’in Siyasi ve Ekonomik Faaliyetleri

Arka arkaya beş yıllık planlarla, Sovyetler Birliği (modern fikirleri ve stilleri kabul etmek için) modernleşmeye başlamıştır. Her ne kadar ülkenin askeri ihtiyaçları kıymetli kaynaklardan arındırılmış olsa da, II. Dünya Savaşı birçok şehre toplu ölüm getirmiş ve milyonlarca vatandaş ölümüştür.

Sovyetler Birliği‘nin bu büyük başarı için ödediği diyet şaşırtıcıdır. Hem şehir hem de kasabadaki tüm serbest girişim (iş örgütleri) imha edilmiştir. 1930’ların başlarında Sovyet tarımının kollektiflere (yönetilen çiftlik grupları) dönüşmesi, ülkenin gıda üretimine büyük zarar vermiştir. Yaşam standartları ilk başta büyük ölçüde azalmış ve bir milyondan fazla insan açlıktan ölmüştür. Bu arada, Stalin çok sayıda parti üyesini, özellikle eski devrimcileri ve diğer birçok alanda liderleri hapse attırmış ve idam etmiştir. Stalin, şiddetli polis kontrolü, hükümetin güçlendirilmesi ve kişisel diktatörlük ile karakterize yeni bir tür siyasi sistem oluşturmuştur.  Dünya meselelerinde ise Stalinist sistem izolasyoncu olmuştur, yani ülke yabancı milletlerle ilişkilerin kurulmasından uzaklaştırılmıştır.

1930’ların ortalarından itibaren Stalin, kurduğu geniş politik ve ekonomik sistemi bizzat yönetmiştir. Resmi olarak, Bakanlar Kurulu Başkanlığı görevini üstlenmiş, Almanya Sovyetler Birliği’ni işgal ettikten sonra, Stalin tüm askeri kurumun resmiyetini de üstüne almıştır.

stalinin ölümü
stalinin ölümü

Stalin’in Ölümü

1953 yılının Mart ayında, Stalin’in iyi olmadığına dair pek çok söylentiler dolaşmıştır. Pravda gazetesi onunla ilgili bir şeyler yazmış ve bir ya da iki gün sonra radyo ve gazeteler Stalinin ölümü açıklamışlardır. Stalin 5 Mart 1953 yılında 74 yaşında ölmüştür. 9 Mart’ya Moskova’da düzenlenen devlet töreni ile cenazesi kaldırılmıştır. Naaşı Lenin’in naaşının yanında kaldırılmıştır, ancak 1961 yılında Nikita Khrushchev tarafından Kremlin Duvarı Mezarlığı’na defnedilmiştir.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here