Göbeklitepe Nerede, Önemi Nedir

Göbeklitepe Nerede, Önemi Nedir
Göbeklitepe Nerede, Önemi Nedir

İnsanlık tarihinin bilimsel olarak kanıtlanmış en eski yerleşim, toplu yaşam kültürü, ibadet ve kozmik sembollerinin yer aldığı önemli keşfi, Göbeklitepe’dir. Tüm Dünya arkeoloji bilimi uzmanlarını bölgeye çektiği kadar, tarih bilimi, din bilimleri, coğrafya bilimleri gibi uzmanlık konularında akademik çalışmalar yürüten bilim insanlarını da kendine çekmiştir. Bölgede elde edilen keşifler arasında dünyanın ilk tapınağı olarak bilinen alan, bu güne kadar elde edilen ve bilimsel veri olarak Dünya’ya sunulan bilgilerin kökünden değişmesine sebep olmuştur.

Neolitik Çağ olarak bilinen en eski yerleşim ve yaşam alanı olan Göbeklitepe, eşsiz güzellikler ve en derin tarihi kalıntılara sahip ülkemizin en önemli arkeoloji alanı olarak tarif edilir. Ayrıca bilim insanlarını şaşırtan büyüleyici özellikleri de barındıran Göbeklitepe, en eski ve en büyük tapınak olarak tescil edilerek, 2011 yılında UNESCO tarafından Dünya Mirası Geçici Listesi’ne alınmış ve asıl listede yer almak için kazı çalışmalarının tamamlanmasını beklemektedir. Yıl içerisinde sadece Eylül ve Ekim aylarında sürdürülen kazı çalışmaları ile tüm bölgenin gizemi çözülmeye çalışılmaktadır.

Göbeklitepe Nasıl Keşfedildi

En kısa anlatım olarak; köyünde çobanlık yapan birinin üzerinde anlam veremediği bir taşı müze yetkililerine götürerek, taşı bulduğu yeri bilim adamlarına göstermesi şeklinde anlatılır. 1983 yılında çiftçilikle uğraşan Mustafa Kılıç isimli bir vatandaş, tarla olarak kullandığı alanda yaptığı çalışma sırasında rastladığı, üzeri oymalı “T” şeklindeki taşa bir anlam veremez ve taşı alarak Şanlıurfa Müzesine götürür. Günümüzde 10 Hektarlık kazı alanına sahip olan Göbeklitepe, bölgedeki müze yetkililerinin duyarlılığı ve tecrübeleri sayesinde 1995 yılında arkeolojik alan ilan edilerek ilk kazılara başlanır.

Göbeklitepe Nedir
Göbeklitepe Nedir

Ülkemizdeki akademik uzmanların yanında ilk günden beridir Alman Arkeoloji Enstitüsü işbirliği ile kazılar devam etmektedir. Göbeklitepe arkeolojik kazısına, Alman arkeolog Doç. Dr. Klaus Schmidt başkanlığında başlanmıştır. Günümüzde de Dr. Schmidt başkanlığında devam eden kazılarda elde edilen bir takım eser, Şanlıurfa Müzesinde sergilenmekte ve çok ciddi talep görmektedir. 1963 yılında İstanbul Üniversitesi Arkeoloji Bölümü öncülüğünde Chicago Üniversitesi ile birlikte arkeoloji konusu edilmişse de 2007 yılına kadar önemi anlaşılamamıştır.  Dr. Schmidt ve Türk Arkeologların ciddi çabalarıyla yaklaşık 10 yıldır insanlık tarihinin seyrini değiştiren Göbeklitepe, arkeoloji bilimi adına dünyanın en önemli keşiflerinden olan Stonehange’i adeta geride bırakmıştır. Meraklılarının müze gibi bazı bölümlerini görme imkânına sahip olduğu göbeklitepe nerede, sorularına Şanlıurfa cevabı yeterli olsa da, kazı alanına gitmek için bazı yerel yetkililerden izin ve yol tarifi almak faydalı olacaktır.

Göbeklitepe’ye Nasıl Gidilir

Dünya medeniyetlerinin seyrini ve bilinen ilklerini kökünden değiştiren göbeklitepe nerede, nasıl gidilir, neler ile karşılaşılır gibi sorular sıkça gündeme gelir. Yurtiçi tarih gezilerine meraklı olanların mutlaka güneydoğu seyahatlerinde ilk sırada olan Göbeklitepe, Şanlıurfa ilimizde yer alır. Haliliye ilçesine bağlı Dağeteği Mahallesi sınırları içerisinde yaklaşık 10 Hektarlık alanı kaplar. Bölgede Göbeklitepe Höyüğü olarak bilinir.

Arkeolojik gezi ve şehrin turizmin olanaklarında yaşanan gelişmeler ile belirli süre aralıkları ile ziyaret izinleri alınabilmekte ve turlar halinde dünyanın ilk tapınağı olan Göbeklitepe, ziyaret edilebilmektedir. Şehir merkezine yaklaşık 18 km’lik mesafeye sahip Göbeklitepe Tapınağı’na, turlardan ziyade özel araçlar ile ulaşımın daha kolay yapılabildiği unutulmamalıdır. Şehir merkezine olan mesafesi sayesinde çeşitli konaklama imkânlarına da sahiptir. Bölgenin meteorolojik durumu iyi değerlendirilmelidir. Yaz aylarındaki sıcak hava, sonbahardaki resmi kazı çalışmaları sebebiyle, ziyaretçiye kapalı olması durumu ve kış şartları düşünüldüğünde, en güvenli ve keyifli ziyaret ve turların ilkbahar aylarında yapılabileceği hatırlanmalıdır.

Göbeklitepe’nin Özellikleri

Arkeoloji biliminin dünya üzerindeki çalışmaları göz önünde tutulduğunda, Göbeklitepe Höyüğü kazılarının bilimsel, tarihsel, toplumsal ve dini konular itibariyle dudak uçuklatan özelikleri barındırdığı söylenir.

Bilim insanları elde ettikleri veriler ve halen devam eden kazı çalışmalarıyla sürekli güncellenen bilgiler ışığında, bu biçimde bir hayrete sahip olduklarını dile getirmişlerdir. Arkeolojik olarak elde edilen taş ve taş materyale sahip yapıların yaşları, tarih bilimi alanında ciddi doneler elde edilmesini sağlar. En çok dikkat çeken “T” taşların en eskilerinin 12.000 yıllık bir geçmişe sahip olduğu, en gençlerinin ise 10.000 yaşında olduğu tespit edilmiştir.

Göbeklitepe Höyüğü bölgesinde 5 tanesinin kazıları tamamlanmış; radar ve GPS çalışmaları ile daha 20 kadar irili ufaklı tapınak olduğu tespit edilmiştir. Göbeklitepe dünyanın ilk tapınağı olarak adlandırılmasında, bölgedeki en ihtişamlı tapınağın 12.000 yaşında olduğunu tespit edilen “D” tapınağıdır. En eski olduğu gibi en büyük tapınak olan bu alan, çevresinde oval ve yuvarlak formlara sahip 20 küçük tapılak alanı barındırır. Her tapınakta yaklaşık 5 metre yükseklikte “T” taşlardan oluşan merkezler bulunur. Tapınak duvarlarında çeşitli hayvan figürleri bulunur ki, bu figürler oldukça belirgin ve günümüzdeki biçimlerine en çok benzeyenlerdir. En fazla boğa, tavşan, ördek, yaban domuzu, tilki, yılan ve turna figürlerine rastlanırken, “T” taşlarındaki aslan figürleri dikkat çeker. Tüm figürler kabartma biçiminde 3 boyutlu olarak resmedilmiştir. Belki de tasvirlerin içerisinde en farklı görünenler insan figürleri olabilir zira modern insanlara çok benzememektedir.

Dünya'nın İlk Tapınağı
Dünya’nın İlk Tapınağı

Her birinin yaklaşık olarak 20-40 ton civarında ağırlıklarının olduğu, ilkel aletlerin bile bu gibi sertlikteki taşlar üzerinde çalışılmasının zor olduğu düşünüldüğünde, ortaya çok etkileyici görüntüler ve veriler çıkmaktadır. 10 hektar gibi bir alanın kazı alanı olması ve teknik araştırmalar ile elde edilen bilgiler ışığında, bölgenin daha da geniş bir alana yayılması sonucu, akıllara bu bölgede nasıl bir insan kalabalığı olduğu sorusunu getirir.

Uzman görüşler ışığında bilinen bir gerçek var ki, bölgede yapılan kazı çalışmalarında bu kadar kalabalık bir toplumu barındıracak bir yerleşim alanına ulaşılmamıştır. Şanlıurfa şehir merkezinin de içerisinde kaldığı devasa bir bölgede kazı çalışması yapılır ise aranan yerleşim bölgesinin bulunacağı dile getirilmektedir. Bir diğer özellik olarak adlandırılacak konu ise bölgenin yaşı itibariyle Taş Çağı’ndan kalmış olmasıdır. O zamanlarda toplumların yaşamlarında tapınaklara ihtiyaç duyacak kadar gelişmiş olmaları, tüm tarih kitaplarını değiştirmiştir. Kimlerin yaptığı henüz tam olarak tanımlanmamış olsa da kazı çalışmalarının devam ettiği ve çok yakında insanlığın bu tapınaklarda neler yaptığı, kimler oldukları ve neyi amaçladıkları keşfedilecektir.

Göbeklitepe Efsaneleri

Dünyada keşfedilmiş ve tarih biliminde kati kurallar ile belirlenmiş en eski tapınak 5000 yaşında, tam anlamıyla bir tapınak olmasa da Stonehange 7000 yaşında ve en eski mısır piramitlerinin 7500 yaşında olduğu hatırlandığında Göbeklitepe Dünya’nın ilk tapınağı olarak 12.000 yıllık yaşı ile önemli bir arkeolojik alandır. Dr. Klaus Schmidt, “Tüm kanıtlar gösteriyor ki, burası insanlığın doğduğu yerdir.” açıklaması dikkat çekmiş ve bölgede var olan Cennet Bahçesi efsanesini destekler niteliktedir. Göbeklitepe’nin Âdem ve Havva’nın yaşadığı yer olarak adlandırılması da bu bilgiyi destekler durumdadır ancak, bunlar sadece birer efsane olarak kalacaktır.

Tapınak Şövalyelerinin Kutsal Kâse’yi bu bölgeye gömdükleri, Âdem ve Havva’nın Cennet’ten kovulmalarından sonra burada ilk defa karşılaştıkları ve yaşadıkları, en önemli efsaneler arasındadır. Tapınaklar ve çevresinde kemik gibi canlı bulgularına rastlanmadığından dolayı, tarihte ölüleri “Güneşe Gömmek” uygulamasının yaygın olduğu tespit edilmiştir. Prof. Dr. Klaus Schmidt “Burası insanoğlunun doğanın parçası olmaktan çıkıp, ona hükmetmeye giden yolu açtığı yerdir” şeklindeki tespiti ise benzer biçimdeki düşünce ve açıklamaların sadece efsane olarak kalmasını sağlar.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here