Abdulrazak Gurnah Kimdir, Yazarın Hayatı ve Kitapları

abdulrazak gurnah kimdir, yazarın hayatı ve kitapları
abdulrazak gurnah kimdir, yazarın hayatı ve kitapları

2021 yılı Nobel Edebiyat Ödülü’nü alan Abdulrazak Gurnah, büyük bir sürprize imza attı. 1948 yılında Zanzibar’da doğan ancak 1968 yılından beri İngiltere’de yaşayan Gurnah, güncel Afrika romanının önde gelen temsilcilerinden biridir. Eserlerinde ırkçılık, ayrımcılık gibi evrensel sorunları irdeleyen Abdulrazak Gurnah; doğduğu topraklar olan Afrika’da kadın ve çocukların maruz kaldığı suistimalleri de sıklıkla eleştirmektedir. Nobel Edebiyat Ödüllü yazar Abdulrazak Gurnah kimdir, Abdulrazak Gurnah’ın hayatı ve kitapları hakkında merak ettiğiniz tüm sorulara bu yazıda cevap bulabilirsiniz.

Doğum Yeri ve Tarihi: Zanzibar / 20 Aralık 1948

Abdulrazak Gurnah Kimdir?

abdulrazak gurnah kimdir?
abdulrazak gurnah kimdir?

1948 yılının Aralık ayında, Tanzanya ülke sınırları içerisindeki Zanzibar Sultanlığı’nda dünyaya geldi. Çocukluğu bu ülkede geçti. Ülkenin içinde bulunduğu zor zamanlara rağmen İngiliz okullarında eğitim gördü ve İngilizce öğrendi. 1960 yıllara gelindiğinde Zanzibar Devrimi ile birlikte Müslüman ve Arap kökenli insanlar üzerindeki baskılar gittikçe arttı. Artan zulüm ve baskılar sonucunda, 1968 yılında, İngiltere’ye göç etmek zorunda kaldı. Eserlerinde sıklıkla göç ve mültecilik temalarını işledi. Bu sürgün veya göç hayatı Abdulrazak Gurnah kimdir, sorusunu şekillendirdi.

Büyük Britanya İmparatorluğu’nun 1964 yılında ülkeyi terk etmesinden sonra mevcut sultanlık askeri darbeyle alaşağı oldu. Ülkede içindeki kaos yıllarca sürdü. Bu kaos yıllarında etnik kimliğinden dolayı Abdulrazak Gurnah, kötü muameleye maruz kalmış, o sebeple de İngiltere’ye göç etmek zorunda kalmıştı. Ancak bu olumsuz iklimden kaçıp sığındığı İngiltere’de de atmosfer pek de farklı değildi. Benzer ayrımcı veya ırkçı tavra orada da maruz kaldı. Dolayısıyla romanlarında karşımıza çıkan yurtsuz, sürgün, nereye giderse gitsin öteki olan karakterler biraz da kendisidir.

Abdulrazak Gurnah’ın Hayatı

abdulrazak gurnahın hayatı
abdulrazak gurnahın hayatı

2021 Nobel Edebiyat Ödülü’nü alan yazar, ülkemizde de dünyada da tanınmış bir yazar değildi. Ancak İngiltere’ye üniversite eğitimi için gittiği günlerden beri yazan, üreten biriydi. Ülkesinden bir nevi sürgün edilen yazar, İngiltere’de de bir mülteci, “öteki” idi. Dolayısıyla da Abdulrazak Gurnah’ın hayatında ötekileşme, yurtsuzluk, yabancılaşma gibi kavramlar önemli bir yer tutar. Eserlerinde kurduğu dili de bu kavramlar üzerinde inşa eder. Fakat bu dil, klasik sömürge karşıtı mağdur bir edebiyat dili değildir. Romanlarında bir yandan kolonyalist uygarlıkları, İngiltere özelinde, ayrımcılık ve ırkçılık gibi kavramlarla eleştirir. Diğer taraftan Afrika toplumlarında özellikle kadın ve çocukların yaşadığı zorlukları, maruz kaldıkları zorbalıkları ve travmatik halleri de gün yüzüne çıkarır.

Yaşar Kemal Hayatı

Nobel Edebiyat Ödüllü Abdulrazak Gurnah 1968 yılında İngiltere’ye göç etmiştir.  Üniversite eğitimini İngiltere’de tamamlamış, sonrasında kolonyal, post-kolonyal edebiyat üzerine doktora tezi yazmıştır. Özellikle Afrika ve Hindistan özelinde konuyu derinlemesine incelemiştir. Kolonyal, Post-kolonyal edebiyat üzerine 1980’li yıllarda Nijerya’da Bayero Üniversitesinde dersler vermiştir. Son olarak, İngiltere’nin Catenbury şehir üniversitesinde İngiliz Post-kolonyal edebiyat profesörlüğü unvanıyla ders vermiş ve buradan emekli olmuştur. Abdulrazak Gurnah, 53 yıldır İngiltere’de yaşamaktadır.

Uzak ile Kurulan Yakın Bağ

Bu süre zarfında birçok eser vermiştir. Eserlerinde karakterler vasıtasıyla bir şekilde Afrika’nın kolonyal (sömürgeci) geçmişine yolculuk yapar. Ancak romanlarındaki bakış açısı tek taraflı değildir. Modern, sömürgeci toplumların en medeni toplumlar olmadığını bildiği gibi, sömürülenlerin de sırf mazlum oldukları için daha ahlaklı olamayacaklarını da bilir. Bu yönüyle de yazarın eserleri post-kolonyal edebiyat içinde önemli bir yere sahiptir. Bu noktada uzun zamandır İngiltere’de yaşadığı için yurdundan uzak, bir yurt resmi çizmekle eleştirilir. İlk bakışta büyük bir çelişki gibi görülebilir fakat edebi açıdan oldukça verimli bir paradokstur. Bir nevi uzak ya da “kayıp” olan ile kurulan yakın bağdır. Gurnah, anayurdundan fiziki olarak uzak olsa da zihnindeki yurt resmi, merhale merhale yeni anlamlarla derinlik kazanmış, zenginleşmiştir.

Abdulrazak Gurnah bu durumu şöyle izah etmektedir:

“Evden uzağa seyahat etmek mesafe ve perspektif kazandırdığı gibi üslup zenginliği ve özgürlük de getirir. Aynı zamanda yazarın hinterlandı olan hafızasını güçlendirir. Mesafe sayesinde yazar, kendi iç benliğiyle sıkı sıkıya kenetlenir ve sonuçta hayal gücü serbestçe dolaşma imkânına kavuşur.” *

Abdulrazak Gurnah’ın konumuna benzer bir yerde duran, Hint asıllı yazar Salman Rushdie, bu çabayı kayıp hissini telafi etmek diye yorumlar ve şöyle devam eder:

“Bizim gibi uzun yıllar ülkesinden uzakta yaşayan yazarlara, göçmenlere veya sürgünlere musallat olan bir kayıp hissidir bu. Daha çok parçalanma riskine rağmen geçmişin telafisine, geçmişi yeniden inşa etme dürtüsüne esir oluruz. Ancak geçmişe döneceksek eğer, ülkemize fiziksel olarak yabancılaşmanın bir sonucu olarak kaybettiğimiz şeyleri tam anlamıyla geri kazanmanın imkânsız olduğunu bilerek yapmalıyız. Özetle, bizler ülkemizin gerçek şehirleri ve köylerini değil; aksine zihnimizde kurguladığımız, görünmez olan, bir nevi hayali yurtları yaratabiliriz.” **

Abdulrazak Gurnah’ın En Sevilen Kitapları

abdulrazak gurnahın en sevilen kitapları
abdulrazak gurnahın en sevilen kitapları

Yazarlık hayatına on roman, birçok öykü ve makale sığdıran Abdulrazak Gurnah’ın Nobel Edebiyat Ödülü’nü almasında, başkalığa yer açan yetkin bir üsluba sahip olması etkili olmuştur. Abdulrazak Gurnah’ın en sevilen kitapları kimliksizlik, aidiyet sorunu, göç veya mültecilik gibi konular ekseninde döner. Karakterleri genellikle zorunlu nedenlerle ülkelerinden göç etmek zorunda kalmış, ancak gittikleri yerde de tutunamayan tiplerdir. Bu çerçevede Gurnah’ın karakterlerine “evsiz” veya “yurtsuz” topyekün sürgünler diyebiliriz.

Abdulrazak Gurnah’ın kitaplarının arka planında, sömürgeci yılların ve sömürge sonrası çalkantılı dönemin izlerini görmek mümkündür. Ancak bu yapı, sömürgeci Batılı ve sömürülen Afrikalı yüzeysel anlatısından ibaret değildir. Abdulrazak Gurnah’ın romanları kimlik, yabancılaşma, aidiyet duygusu gibi girift konuları ele alırken karakterlerin yaşadığı çelişkileri de ortaya koyar. Bu anlatıyı oluştururken de karakterleri için mağdur değil, mağrur bir portre çizer. Bu sebeple de romanlarındaki anlatıcılar genellikle suskundurlar. Başka bir deyişle de susmayı tercih ederler. Bu bazen geç kalınmış bir itiraf, bazen de hayatlarına yön veren travmatik bir olayın suskunluğudur. Çünkü o karakterler bilirler ki kendileri olabildiğince açık ettiklerinde, tüm bilinmezleri ortaya döktüklerinde, kabul görmeyeceklerdir.

Ayrılışın Hatırası – Abdulrazak Gurnah

Yazarın ilk kitabı olan Ayrılışın Hatırası (Memory of Depature) 1987 yılında yayınlandı. Çocukluğu ve gençlik yılları Afrika’da geçen Hassan, gün gelir ülkesini terk etmek zorunda kalır. Yazar bu kitabında, mülteci bir hayat yaşamaya başlayan Hassan karakteriyle sömürge sonrası Afrika toplumuna ışık tutmaktadır.

Hac Yolu – Abdulrazak Gurnah

Abdulrazak Gurnah’ın Ayrılışın Hatırası yayınlandıktan bir yıl sonra çıkan ikinci kitabıdır. Yine benzer şekilde Afrika’nın zorlu yaşamından kaçıp gelen, daha iyi bir yaşam umuduyla İngiltere’ye yerleşen bir karakter hikâyesidir. Ana karakter olan Davud, yeni hayatında da umduğunu bulamaz. Ülkedeki ırkçı, göçmen karşıtı genel hava Davud’u alt üst eder.  Davud, çareyi belleğini ve geçmişini yok saymakta arar.

Cennet- Abdulrazak Gurnah

Abdulrazak Gurnah’ın adını duyurmasını, edebi çevrelerce fark edilmesini sağlayan kitabıdır. Kitap, 1994 yılında yayınlandı. Hem aile kültüründen hem de çocukluğunda aldığı din derslerinden esinlenerek kurduğu bir evren vardır kitapta. Yazarın bu ve diğer bazı kitaplarında Kuran ayetlerinden ve dini hikâyelerden izlere rastlanır. Kitabın ana karakterlerinden Yusuf ile Yakup Peygamber’in oğlu Yusuf arasında benzerlikler dikkat çekmektedir. Tabi ki yazar bu benzerliği Afrika’nın kolonyal tarihine uyarlayarak okuyucuya aktarır.

Kumdan Yürek- Abdulrazak Gurnah

Yürek yakan bir sürgün, bir göç, bir ihanet hikâyesi olan Kumdan Yürek kitabı, aynı zamanda bir edebi zarafetin vücut bulmuş halidir. Romanın ana karakteri olan Salim, yaşadığı toplumun boğucu geleneksel yapısından kaçıp kurtulmak ister. Büyük umutlarla ailesini ve ülkesini terk eder. Amcasının yardımlarıyla İngiltere’ye yerleşir. Ancak umut ettiği şeyi bulmak Salim için bir hayalden ibarettir.

Deniz Kenarında – Abdulrazak Gurnah

Sahte bir pasaportla ülkesinden kaçıp İngiltere’ye göç etmek isteyen Salih Ömer’in yeni bir hayata başlaması pasaport memurunun insafına kalmıştır. Soğuk bir akşamüstü ayak bastığı yeni ülkesinin görünmez mültecisidir artık o.

Salih Ömer, İngilizce bildiğini saklayarak sığınma talebinde bulunduğu için görünmez bir konumda kalır bir süre. Bu aslında bir tür pasif direniştir. Ancak Latife ile tanıştıktan sonra dilsizliğin, görünmez olmayı tercih edişinin, aslında hikâyesizlik olduğunu anlar. Dolayısıyla Salih Ömer görünmezliği seçerken daha bir yabancı, daha bir mülteci olmuştur. Duyan, anlayan ama konuşmayan bu pozisyonu, Salih Ömer’i geçmişiyle yüzleşmeye mecbur bırakır. Bu görünmezlik pelerinini yırtmak istiyorsa geçmişin muhasebesini yapmak, hikâyesini yeniden kurmak zorundadır.

Sessizliğe Hayranlık – Abdulrazak Gurnah

1996 yılında yayınlanan kitabın en dikkat çekici yönü isimsiz bir anlatıcıya sahip olmasıdır. Birçok romanında olduğu gibi bu romanın ana karakteri isimsiz anlatıcı da, ülkesini terk etmek zorunda kalan bir mültecidir. İngiltere’ye yerleşir ve yuva kurar. Hatta bir de çocuk sahibi olur. İlk bakışta rutin ve tutarlı bir hayat yaşadığını düşünse de aslında kayıp, köksüz bir benliğe sahip olduğunu fark eder. Bir aidiyet sorunu baş göstermiştir artık isimsiz anlatıcımızda. Bu sorunu ait olduğunu düşündüğü topraklara, Zanzibar’a, dönerek çözmeye çalışır. Ancak ülkesinde yaşadığı ruhsal çıkmazlar veya manevi engeller bir şeyi fark etmesini sağlayacaktır.

Yaşadığı aidiyet veya kimlik sorunu, aslında ne coğrafyayla ne de mekânla ilişkilidir.

Son Hediye – Abdulrazak Gurnah

Abbas, İngiltere’de yaşayan Afrikalı bir göçmendir. Yakalandığı hastalık onun için bir dönüm noktası olur. Bu hastalıkla birlikte geçmişini sorgulamaya başlar. Böylece gerçek ile kurmaca, kimlik ile köken yüzleşilmemiş hatıralarla kangren olur.

Abbas ve ailesi, mülteci olarak yaşadıkları bu ülkede bir takım haklar elde ederken öte taraftan çeşitli alay ve tacizlere maruz kalırlar. Ancak bu manevi yıkımdan kaçışın yolu ülkelerine dönmek değildir. Çünkü geçmişin omuzlarına yüklediği heybede Abbas için 60 yıldır saklanan sır, Meryem için ise gençliğinde Hindistan’da yaşadığı tacizler vardır.

Abdulrazak Gurnah, Son Hediye romanında bu ikili bilinci, travmatik hali, dini-etnik kimlik üzerinden değil bireysel ve kolektif yaşantılar üzerinden kurmaktadır.

Terkediş – Abdulrazak Gurnah

Post-kolonyal dönem söz konusu olduğunda, dönemin ruhunu en iyi yansıtan romanlardan biridir. Abdulrazak Gurnah, bu kitabıyla sömürgecilik sonrası parçalanıp ufalanan Afrika toplumlarına ayna tutmaktadır. Ülkesini terk edip gidenlerin öfkeyle suçluluk arasında gidip gelen duygusunu, evsiz ve kimliksizliğini gözler önüne sermektedir. Öte taraftan gitmeye cesareti olmayanların düştüğü karanlığa, din-gelenek ekseninde dayatılan değerlere ve yok olan duygulara ışık olmaktadır.

Yazar toplamda on roman yazmış olsa da hepsi Türkçeye çevrilmemiştir. Yazarın adını duyurmasında büyük katkısı olan Cennet Kitabı Adam yayınları tarafından basılmıştır.

Cennet kitabı dışında Kumdan Yürek, Deniz Kenarında, Sessizliğe Hayranlık, Son Hediye ve Terkediş kitapları da Türkçeye çevrilmiştir. Hali hazırda baskısı olan kitaplarıdır. Abdulrazak Gurnah’ın Türkçeye çevrilen kitapları İletişim yayınlarından Müge Günay ve Mehmet Deniz Öcal çevirileriyle yayımlanmaktadır.

Abdulrazak Gurnah’ın Aldığı Ödüller

"<yoastmark

Yazarın Nobel Edebiyat ödülünü alması tüm dünyada şaşkınlık yarattı. Çünkü kitapları çok okunan, dünyaca tanınmış bir yazar değildi. Öyle ki Almanya’da son on yıl içinde hiçbir kitabı tekrar basılmamış. Ancak yazar, başından beri yetkin bir kaleme sahip, değeri fark edilmemiş biridir. Abdulrazak Gurnah’ın aldığı ödüller ise şunlardır:

  • Los Angeles Times Book Prizes (2001)
  • RFI Witness of the World (2007)
  • Nobel Edebiyat Ödülü (2021)

 

Writing and place: Wasafiri: Vol 19, No 42 (tandfonline.com)

** Abdulrazak Gurnah: Post-Kolonyal Edebiyatın Kırık Aynası – Barış Özkul | Birikim Yayınları (birikimdergisi.com)

Önceki İçerikFırında Beşamel Soslu Ispanak Graten Tarifi, Nasıl Yapılır?
Sonraki İçerikFiil Çatısı Nedir, Öznesine ve Nesnesine Göre Fiil Çatıları

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.